Atletizm.org

Atletizm’ için Arşiv

Çıplak Ayaklı Maratoncu: Abebe Bikila

05 Aralık 2016 Yazan admin

Abebe Bikila

1960 Roma Olimpiyatları’nın en büyük sürprizi…

tmp_892-gallery1161550656O

Birazdan okuyacaklarınız geç açılan ve çok çabuk kapanan bir perdenin hikayesi. Zamanında Mussolini güçlerine karşı savaşmış, babasına maddi açıdan destek olmak için orduya katılan bir adam, bir gün tören sırasında ülkesinin bayrağını taşıyan insanları görüyor. Ardından da kendini Olimpiyatlar’da buluyor…

Ondokuzuncu yüzyılda Etiyopya’yı birçok kez işgal etmeye çalışan İtalya her seferinde başarısız olmuştu. 1930’lara gelindiğinde ise Mussolini bu işe bir son vermek için bahaneler arıyordu. İtalyan sömürgesi olan Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlığı bahane edip neredeyse ordunun tüm imkanlarını seferber ettiğinde, ne İkinci Dünya Savaşı’nın temellerini atacağını, ne 300 bine yakın insanın ölmesine yol açacağını, ne de o gün savaşan Etiyopyalılar’dan birinin oğlunun, kendi ülkesinde unutulmaz bir zafere imza atacağını biliyordu.

20 yaşındayken para kazanıp ailesine destek olmak için orduya katılan Bikila, bir resmi tören sırasında ülkesinin bayrağını taşıyan genç insanlar gördü. Halk hepsini gururla selamlıyordu. Bunların kim olduğunu sordu, milli atletler olduklarını öğrenince bir gün aynı formayı kendisinin de giyeceğini söyledi. Aynı yıl içinde de kaderini değiştiren kararı vererek koşmaya başladı.
Bir zamanlar ikisi de sıradan insanlardı
Bir zamanlar ikisi de sıradan insanlardı

Bir gün tanıştılar ve tarih yazdılar.

İkinci Dünya Savaşı sonrası, İtalya baskısından kurtulan ve Yeni Dünya’ya açılmaya karar veren Etiyopya Hükümeti, Norveçli Onni Miskanen ile anlaştı. Miskanen ülkesinde bu işin okulunu okumuştu. Bu adım Etiyopya için tarihi bir yenilik anlamına geliyordu. Norveçli antrenör uzun koşular, sauna, vücut koordinasyonu geliştirmeleri için tenis ve basketbol yüklemeleri yaparak Etiyopyalı atletleri kısa zamanda koşu makinesine dönüştürdü. Bikila, Miskanen’le çalışmasının ikinci yılında National Armed Forces Championship’e katıldı. Buradaki rakipleri ülkenin en önemli atleti Wami Bratu ve yine en az onun kadar profesyonel isimlerdi. Bikila kendisini olimpiyatlara götürecek dereceyi elde etti, hatta hepsini geçerek birinci oldu. Yetkililer ise idmanlarda daha hızlı koşan Biratu’nun gitmesine karar verdi fakat kader buna engel oldu. Yarışlara kısa bir süre kala arkadaşlarıyla maç yaparken bileğini kıran Biratu’nun yerine, Bikila Olimpiyat kafilesine dahil edildi. Hemen vites yükseltti. Hayatındaki ilk maratonu, olimpiyatlara sadece 2 ay kala koştu. Onu 2:39:50 ile tamamlayan Bikila, ertesi ay katıldığı maratonu ise 2:21:23’le tamamladı. Etiyopyalı bu iki yarışta da bitiş çizgisine ilk ulaşan isimdi. Miskanen hem gördüğü yetenek, hem de bu yeteneğin bunca sene keşfedilememiş olması karşısında şaşkındı.
Miskanen, öğrencileriyle birlikte
Miskanen, öğrencileriyle birlikte

Tokyo hatırası…

Olimpiyatların sponsoru adidas, ülkelerden gelen taleplere göre sporcuların giyeceği ayakkabılar için hazırlıklara uzun zaman önce başlamıştı. Son anda katılacağı belli olan bu atlet için ise uygun bir ayakkabı yapılmamıştı. Ülkesinde sürekli çıplak ayakla idman yapan Bikila’nın tabanı nasırdan kabarmış ve her ayakkabıya uyum sağlayamaz hale gelmişti. Bikila’nın yanında getirdiği ayakkabılar da sponsor engeline takılıyordu, öte yandan Roma sokakları için de çok rahatsızdı. Adidas’ın temin ettiği ayakkabılar ayağını sıkıyordu fakat yapacak pek de bir şey yoktu.
“Ayakkabı giymek pek benim tarzım değil ama…”
“Ayakkabı giymek pek benim tarzım değil ama…”

Bir de takım elbiseyle koşmayı dene Bikila!

Yarışın başlamasına 2 saat kala Bikila antrenörüne ayakkabısız yarışmak istediğini söyledi. Kurallar buna müsaade ediyordu. Ülkesinde bu şekilde kilometrelerce koşan ve yarışa favori olarak da gelmeyen Bikila galiba ilk olimpiyat deneyiminin tadını çıkartmak istiyordu… Evet, “start” verilirken kimsenin tanımadığı bu Etiyopyalıyı görenlerin aklından geçen buydu. Onun aklından geçenler ise biraz farklıydı. Gündüz başlayan 42 kilometrelik yarışın yarısı geçilirken hava kararmıştı ve Bikila ana ekibin çok arkasındaydı. 20’nci kilometre geçildiğinde iki favori kafa kafaya gidiyorlardı. Roma’ya gittikleri gün Niskanen ile Bikila parkuru incelediklerinde bitime yaklaşık bir kilometre kala, birkaç sene önce İtalyanlar’ın Etiyopya’yı yağmalarken aldıkları taşın dikildiğini görmüşlerdi. Kaderin bir cilvesi ya bu taş, İtalyan askerleri tarafından dik bir rampaya yerleştirilmişti. Yarışın favorilerinin Bikila’ya göre nispeten yaşlı olduğunu bilen antrenörü, bu ana kadar yarıştan kopmadığı takdirde burada atak yaparak liderliği ele geçirebileceğini ve diğer atletlerin bu sprint’e cevap veremeyeceğini söyledi. Gerçekten de öyle oldu. 40’ıncı kilometre henüz geçilmişti ki Bikila atağa kalktı. Yarışın favorisi, Faslı Rhadi Ben Abdesselam’ın nefesi kesilmişti, bu depara ufacık bir karşılık dahi veremedi. Bitiş çizgisinin her iki yanına sağlı sollu dizilmiş, büyük çoğunluğu İtalyanlar’dan oluşan atletizm meraklıları şaşkınlıkla ufuktan görünen ve o güne dek adını dahi duymadıkları atleti alkışlıyorlardı. Dünya rekorunu 8 dakika gibi inanılmaz bir dereceyle geliştiren Bikila, 42 kilometre 195 metreyi 2 saat 15 dakika ve 16 saniyede tamamlamıştı. Unutmadan, bir de çıplak ayakla!

Uzatılan mikrofonlara şöyle diyordu: “Ben sadece tüm dünyaya Etiyopya’nın her zaman kararlılık ve kahramanlıkla zafere ulaştığını; ülkemde benim gibi daha birçok koşucu olduğunu göstermek istedim.” Bikila bu cümleleri kurarken hiç yorgun görünmüyordu. Ardından gelen Faslı atlet ise perişan haldeydi, bitiş çizgisini geçer geçmez sağlık ekiplerinden destek almak zorunda kaldı.
Bir numara!
Bir numara!

Bikila’nın vücudu adeta maraton koşması için yaratılmıştı.

Bikila, 1964 Tokyo Olimpiyatları’ndan bir sene önce İmparator’a darbe yapmayı planlayan bir ekibin içerisinde yer aldığı iddiasıyla tutuklandı. Birkaç ay hapiste kaldıktan sonra affedildi. Uzun bir süre idman yapamayan Bikila, Tokyo için hazırlıklara başlamışken bu kez de apandisit ameliyatı oldu. Olimpiyatlara sadece 35 gün kalmıştı. Doktorların ikazına rağmen ayağa kalktı, basından gizlice çalışmalara başladı. Tokyo’daki yarışta 2:12:11’le bir kez daha dünya rekoru kırdı. 75 bin kişi bu büyük yeteneği elleri kızarırcasına ayakta alkışlıyordu. Sonraları verdiği röportajda, 10 kilometre daha rahatlıkla koşabileceğini ve asla yorulmadığını söylüyordu. Zaten yarış sonrası kameralara yaptığı o tarihi konuşmada da soluk soluğa değildi.

Bikila kariyeri boyunca 13 maraton tamamladı ve bunların 12’sinde birinci oldu. 1967’deki 14’üncü maratonda ise kaval kemiği kırıldı. Ertesi sene Meksika Olimpiyatları’nda düzelmeyen kaval kemiği onu yarıda bıraktı ve bir daha da yarışamadı. Fakat kaval kemiği yüzünden değil, Roma’daki zaferinden sonra İmparator’un kendisine hediye ettiği Volkswagen marka araba yüzünden… Takvimler 22 Mart 1969’u gösterirken bej rengi arabasıyla virajı alamadı. Yarım gün sonra bir köylü tarafından fark edilene dek aracında sıkışmış halde kaldı. İngiltere’de ünlü bir hastanede aylarca tedavi gördü. Hayata tutunmuştu fakat bir daha yürüyemeyecekti. Tesadüf eseri Olimpiyat şampiyonu olan bu genç adam, o şampiyonluğun meyveleri yüzünden ömrünün geri kalanını tekerlekli sandalyede geçirecekti. 1972 Münih Olimpiyatları’na şeref konuğu olarak katıldı ve açılış töreninde on binlerce insan tarafından ayakta alkışlandı. Hayatı koşmak olan bu genç adam yeni hayatına fazla dayanamadı. Kazadan 4.5 yıl sonra, 1973’te henüz 41 yaşındayken beyin kanaması geçirip son nefesini verdi. Etiyopya halkı; Avrupa’da, Asya’da, Amerika’da binlerce insana marşlarını dinleten bu adama saygılarını cenazesine akın ederek gösterdiler.
Abebe spordan hiç vazgeçmedi
Abebe spordan hiç vazgeçmedi

Tekerlekli sandalyeye bağlıyken de okçuluk sporuna merak sarmıştı…

Ölümünden sonra Paul Rambali, Etiyopyalı atletin hayatını anlattığı “Barefoot Runner: The Life of Marathon Champion Abebe Bikila” adlı kitabı yazdı. Bu kitaptan birkaç sene sonra da yine atletin hayatının anlatıldığı, “Atletu” adında gerçek görüntülerin de kullanıldığı bir film vizyona girdi.

Bikila, Olimpiyat altın madalyası kazanan ilk siyah Afrikalı atlet ve üst üste iki Olimpiyat maratonu kazanan ilk atlet olarak tarihe geçti.

“Başarıyla dram iki kardeştir. Mucizevi bir şekilde Roma’da kazanmam nasıl hayatın gerçeğiyse, şu an tekerlekli sandalyede olmam da aynı şekilde hayatın bir gerçeği, Tanrı’nın bana çizdiği yolun bir parçasıydı. Her iki durumu da kabul etmek ve mutlu olmak zorundayım.”
İlham taşı!
İlham taşı!

Bikila’nın kafasına kazıdığı ve zafere ulaşmasına yardımcı olan taş, ölümünün 35’inci yılında iki ülke arasında kurulan temaslarla Etiyopya’ya iade edildi.

Atletizmde doping yağmuru

28 Şubat 2015 Yazan admin

images

Uluslararası Atletizm Federasyonu ve Uluslararası Anti Doping Ajansı, Londra’da yarışanların da içinde bulunduğu dört Türk atlette doping çıktığını iletti. En az 4 yıl ceza beklenen sporcuların yanı sıra 10-12 yeni ismin de sırada olduğu öğrenildiürkiye, dopingle mücadelede sıfır tolerans diyerek savaşını sürdürürken daha önceki federasyon ve antrenörlerden kalan vakalar ise baş ağrıtmaya devam ediyor. Biyolojik pasaportlarında sorun çıkan 4 atlette doping tespit edildi.

Türkiye’yi 2012 yılında Londra’da düzenlenen olimpiyat oyunlarında temsil eden isimlerin de aralarında bulunduğu 4 kadın atletin durumu Uluslararası Atletizm Federasyonu (IAAF) ve Uluslararası Anti Doping Ajansı (WADA) tarafından Türk Atletizm Federasyonu’na bildirildi.

İsmi geçen bu kuruluşlar, Ümmü Kiraz, Bahar Doğan, Semiha Mutlu Özdemir ve KKTC kökenli Melis Redif’in, uzun süreden beri yapılan kontrollerin ardından biyolojik pasaportlarındaki sapmalarla doğru orantılı olarak doping maddesi kullandıkları kanaatine vardı. Sporcuların en az 4 yıl atletizmden men cezası almaları bekleniyor.

Yeniler yolda

Edinilen bilgiye göre uluslararası takip havuzundaki 20 Türk atleti arasından biyolojik pasaporta bağlı olarak kısa sürede 10-12 arasında dopingli Türk sporcusu çıkması daha bekleniyor.

Kararlılık övgü almıştı

WADA kısa bir süre önce Türkiye’de yaptığı uluslararası toplantının ardından yaptığı açıklamada Türkiye’nin gösterdiği çabayı övmüş, kesinlikle toleranssız ve savaşla mücadele eder gibi karşılık vereceklerini de dile getirmişti.

Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç da, “Kesinlikle kirli madalya istemiyoruz” diyerek devlet kararlılığının altını çizmişti. Türkiye özellikle Mehmet Terzi federasyonu döneminde doping vakaları nedeniyle uluslararası arenada büyük sıkıntılar yaşamış, aralarında Başantrenör Muharrem Or’un da bulunduğu pek çok görevli ağır cezalar almıştı.

”DOPİNGSİZ ATLETİZM HAYAL” Michael Johnson

13 Aralık 2013 Yazan admin

Atletizm tarihinin en önemli isimlerinden Michael Johnson, atletizmin hiçbir zaman dopingsiz olamayacağını söyledi.

Michael Johnson, atletizm.org

 

 

Kariyerinde toplam dört olimpiyat ve sekiz dünya şampiyonluğu bulunan ABD’li eski atlet Michael Johnson, günümüz atletizmini, doping skandallarını ve Usain Bolt’u değerlendirdi.

“Atletizm hiçbir zaman dopingden tam anlamıyla kurtulamayacak” diyen Johnson, atletizmi hayatın kendisine benzetti ve şunları söyledi:

“Doping asla atletizmden tam olarak silinemeyecek. Atletizm hayatın küçük bir kopyası gibi ve gerçek hayatta her zaman birileri hile yapar. Dopingden kurtulmayı beklemek gerçekçi bir davranış değil.”

Johnson, takım arkadaşlarından Antonio Pettigrew’un doping yaptığını itiraf etmesinin ardından Sidney’de 4×400 mücadelesinde kazandığı son olimpiyat altınını iade etmişti.

Doha’da katıldığı forumda Usain Bolt’u öven efsane sprinter, Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği’nin (IAAF) sporun tanıtımı için Bolt’u değerlendirmesi gerektiğini şu sözlerle dile getirdi:

“Usain Bolt’la ilgili olumsuz hiçbir şey söyleyemezsiniz, atletizm Usain Bolt’tur. Ama IAAF sporu tanıtmak için onu değerlendirmiyor. Eğer IAAF yönetimi Bolt yerine atletizmin reklamını yapmak için Bolt’a teklif götürse kesinlikle kabul eder.

Yine de atletizmi kurtaran Bolt değil olimpiyatlar oldu. Eğer olimpiyat diye bir organizasyon olmasaydı atletizm şimdiye ölmüş olurdu. İyi bir değerlendirme yapmalı ve insanların neyi izlemek istediğini bulmalıyız. Kadınlarda disk atma gerekli mi? Ya da aynı organizasyonda hem 3 bin hem de 5 bin metre engelli yarışı yer almalı mı? Uzun zamandır atletizmde hiçbir şey değişmedi. Yeni bir format bulmalı ve seyirci çekebilmek için onu daha iyi sunmalıyız. Diğer sporlar bunu yaptı, atletizm neden yapmasın?”

43.18’le 1999’dan bu yana 400 metre dünya rekorunu elinde bulunduran 46 yaşındaki Johnson, 1996-2008 yılları arasında da 19.32 ile 200 metre rekorunun sahibiydi.

michael_johnson.atletizm.org

Pınar Sakaya 3 yıl men cezası..

02 Aralık 2013 Yazan admin

2012 Londra Olimpiyatı’nda koşan ancak biyolojik pasaport sorunu yaşayan Türkiye rekortmeni atlet Pınar Saka’ya üç yıl men cezası verildi.

Habertürk Gazetesi’nin haberine göre; 2012 Londra Olimpiyatı’nda 400 metrede yarışan ancak biyolojik pasaportundaki kan değerleri nedeniyle sorun yaşayan Türkiye rekortmeni atlet Pınar Saka, doping yaptığı gerekçesiyle üç yıl ceza aldı. Uzun zamandır Uluslararası Atletizm Federasyonu’nun (IAAF) takip listesinde bulunan Saka’dan gelen savunma sonrası dosyasını görüşen Atletizm Federasyonu Disiplin Kurulu, 28 yaşındaki atlete üç yıl men verdi.

pınarsaka

Saka’nın suçunu kabul etmediği için cezasının iki yıldan üç yıla çıktığı öğrenildi. Ancak IAAF, biyolojik pasaportla ilgili suçlarda cezanın itiraf halinde iki yıl, kabul etmeme durumunda ise dört yıl olarak uygulanmasını istiyor.

Şimdi, TAF Ceza Kurulu’nun verdiği cezaya IAAF’ın nasıl tepki göstereceği merakla bekleniyor. IAAF’ın cezayı az bulması halinde konu yeniden gündeme gelecek. Saka’nın da SGM Ceza Kurulu ve CAS’a itiraz hakkı bulunuyor.

Designed edit www.hostcu.com.